ÇOCUĞUN VELAYETİ VE VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI

 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 339-347. maddelerinde velayetin kapsamı düzenlenmektedir. Bu maddeler uyarınca velayet, çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsamaktadır. Ayrıca, velayet, çocukların kişiliklerine ve mallarına ilişkin hakları, ödevleri, yetkileri ve yükümlülükleri de içermektedir.

Bu çerçevede, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği şekilde, “ana ve babanın çocukların kişiliklerine ilişkin hak ve ödevleri, özellikle çocuklara bakmak, onları görüp gözetmek, geçimlerini sağlamak, yetiştirilmelerini ve eğitimlerini gerçekleştirmektir. Bu bağlamda sağlayacağı eğitim ile çocuğu istenilen ölçüde dürüst, kötü alışkanlıklardan uzak, iyi ahlak sahibi, çalışkan ve bilgili bir insan olarak yetiştirmek hak ve yükümlülüğü bulunmaktadır.”

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.2010 gün ve 2010/2-501 E. 2010/492 K.; 23.11.2011 gün ve 2011/2-547 E. 2011/695 K.; 16.03.2012 gün ve 2011/2-884 E. 2012/197 K. ile 06.03.2013 gün ve 2012/2-794 E. 2013/310 K. sayılı kararları)

Evlilik birliği içerisinde velayet, anne ve baba tarafından birlikte kullanılmaktadır. Ayrılık ve boşanma durumlarında ise çocuğun velayetinin düzenlenmesi gerekmektedir. Bu aşamada önemle belirtmek gerekir ki, son yargı kararlarında, ayrılık ve boşanma durumlarında da ortak velayete karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Başka bir deyişle, eşlerin boşanmaları durumunda, çocuğun ortak velayette kalmasına karar verilebilmektedir.

Velayete ilişkin verilen kararlarda amaç, çocuğun geleceğini güvence altına almak ve onun yararını gözetmektir.   Dolayısıyla, velayete ilişki olarak; anne ve babanın isteğine göre değil, kamu düzeni gözetilerek çocuğun menfaatine göre karar verilmelidir.

Boşanma davası veya velayet davası sonucunda çocuğun velayeti kime verilirse verilsin, velayetin değiştirilmesinin çocuğun menfaatine olduğuna ilişkin haklı nedenlerin olması durumunda mahkemeden velayetin değiştirilmesi her zaman talep edilebilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu`nun 15.04.1992 gün ve 1992/2-140 E. 1992/248 K sayılı kararında da belirtildiği üzere, boşanma ile düzenlenen velayetin değiştirilebilmesi için velayet kendisine verilen tarafın ya da velayete konu çocuğun durumunda boşanma hükmünden sonra esaslı değişikliklerin olması şart olup, ayrıca esaslı değişikliğin önemli ve sürekli olması da gerekmektedir.

Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, velayet davalarında; çocuğun cinsiyeti, doğum tarihi, eğitim durumu, kimin yanında okumakta olduğu, talepte bulunanın çocuğun eğitim durumu ile ilgilenip ilgilenmediği, sağlığı, sağlık durumuna göre tedavi olanaklarının kimin tarafından sağlanabileceği gibi özel durumuna ilişkin hususların dikkate alınması gerektiği karara bağlanmıştır.

Bununla beraber, anne veya babanın kişisel durumları, sosyo-ekonomik yapıları, çocuğun gelişimine ve psikolojisine etkileri…vb gibi birçok etmen de dikkate alınmaktadır.

Yargıtay’ın yerleşik kararlarında, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6.maddelerinde yer alan hükümler, gerekse velayete ilişkin yasal düzenlemelerin somur olaya uygulanması ve velayeti düzenlenen çocuğun, idrak çağında olması halinde, kendisini yakından ilgilendiren bu konuda ona danışılması ve görüşünün alınması gerektiği açıkça belirtilmektedir.

Bu hususlara ek olarak, Medeni Kanun’un “Durumun Değişmesi” başlıklı 183. maddesinde; “Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır.” denilmek suretiyle, bu şartlarda velayetin tekrar değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Saygılarımızla,

Av. Çağrı Yılmaz – Av. Fırat Tartan

Yılmaz&Tartan Hukuk Bürosu