İNTERNETTE YER ALAN HABERLER/YAYINLAR NASIL KALDIRILIR ( UNUTULMA HAKKI )?

Globalleşen dünyada teknoloji ve internet kuşkusuz herkesin hayatında önemli bir yer sahiptir.

Ancak, bu durum beraberinde çeşitli sorunları da meydana getirmektedir. Bu çerçevede, unutulma hakkı gündeme gelmektedir.

İnternet üzerinde yer alan bir bilginin, haberin veya yayının üzerinden belirli bir süre geçmesinin ardından kaldırılması şartları var ise mümkündür.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından son yıllarda verilen kararlarla “unutulma hakkı” kavramını gündeme daha çok gelmeye başlamıştır.

Unutulma hakkı kısaca; kişi ve kurumların internette kendi adlarıyla arama yapıldığında kendileriyle ilgili ortaya çıkan bilgi, fotoğraf, belge gibi verilere belirli bir süre sonunda yer verilmemesini isteme hakkıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.06.2015 tarihinde;

“…Dava, haksız fiil nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Sorunun temelinde unutulma hakkı ve bunun sonucu olan kişisel verilerin ve kişilik hakkının korunması ile bilim ve sanat hürriyetinin birbiri karşısında sınırlarının belirlenmesi yatmaktadır. Sorunun çözümünde dikkat edilmesi gereken husus, bilim ve sanat özgürlüğü ile bireyin temel hakları arasında adil bir dengenin kurulmasıdır.

Kişisel veri belli veya belirlenebilir olan gerçek veya tüzel bir kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder. Avrupa Birliği’nin 95/46/EC sayılı Bireylerin Kişisel Verilerinin İşlenmesi ve Serbestçe Dolaşımı Karşısında Korunmasına İlişkin Direktif’in 2/a ve Kişisel Nitelikteki Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair 108 sayılı Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin 2(a) maddelerinde benzer tanımlama yer almaktadır. Kişisel verilerin korunması insan haklarıyla yakından ilişkilidir. Çünkü kişisel verilerin açıklanması öncelikle özel hayatın gizliliğini ihlal edilebileceği gibi bir takım diğer bağlantılı hakları da zarar görebilir.

Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı olmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılan olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, başkalarının bilmesini istemediği kişisel verilerin silinmesini ve yayılmasının önlemesini isteme hakkı olarak ifade edilebilir.

Bu hak bir yandan kişiye “geçmişini kontrol etme”, “belirli hususların geçmişinden silinmesini ve hatırlanmamayı isteme hakkı” sağladığı gibi, diğer yandan muhataplarına kişi hakkındaki bir kısım bilgilerin üçüncü kişilerin kullanmamasını veya üçüncü kişilerin hatırlamamasına yönelik önlenmeleri alma yükümlülüğü yükler. Bu hakkın; bireylerin fotoğraf, internet günlüğü gibi kendileri hakkındaki içerikleri silmek için üçüncü şahısları zorlamayı içermesinin yanında geçmişteki cezalarına ilişkin bilgilerin veya haklarında olumsuz yorumlara neden olabilecek bilgi ve fotoğraflarının kaldırılmasını isteme hakkını tanıdığı kabul edilmektedir.

O halde davacının isminin rumuzlanmadan kitapta yer almasının unutulma hakkını ve bunun neticesinde özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği dikkate alındığında davacı lehine manevi tazminat koşullarının gerçekleştiğinin kabulü zorunludur…”

demek suretiyle hakkında geçmişe yönelik bilgiler yer alan kişi lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini açıklamıştır.

Yine, Anayasa Mahkemesi 2016 yılında verdiği kararında;

  • haberlerin, 2007 yılındaki bir ceza yargılamasına ilişkin olduğunu,
  • haberlerin gerçeğe aykırı olduğunu,
  • güncelliğini yitirerek toplumsal açıdan haber değerinin devam etmediğini,

belirterek, ifade ve basın özgürlükleri ile kişinin manevi bütünlüğünün korunması hakkı arasında adil bir denge bulunmadığından bahisle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu bilgilerin ardından, kişilerin veya kurumların bu tip haber/yayınlarla karşılaşması durumunda izlenmesi gereken hukuki yolları açıklamak gerekmektedir.

Öncelikle, ilgili internet sitelerine haberlerin yayından kaldırılması için e-posta yoluyla başvuruda bulunmak faydalı olacaktır.

Bu başvuru ile yayınların kaldırılmaması durumunda; ihtarname gönderilerek aynı talepler iletilmelidir.

Noter aracılığıyla gönderilen ihtarname neticesinde olumlu bir sonuç alınmadığı taktirde ise, Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılacak başvuru ile söz konusu haberlere erişimin engellenmesi talep edilebilir.

Belirtmek gerekir ki, Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılacak başvuru sonucunda erişimin engellenmesi kararı verilse dahi, arama motorunda (Google) yapılan araştırmada yayın başlığı yer alacak, yalnızca siteye erişim sağlanamayacaktır.

Yayının kül halinde kaldırılması ancak site veya arama motoru tarafından sağlanabilmektedir.

Saygılarımızla,

Av. Çağrı Yılmaz – Av. Fırat Tartan

Yılmaz&Tartan Hukuk Bürosu